Bir Sabian Hikayesi: Satürn ve Uranüs’ün Kare Dansı

2021 enerjisinin en önemli değişim katalizörü neredeyse 2020 Aralık ayından beri iş başında. Satürn ve Uranüs adım adım kare formasyona geçerken, bu hareket bütün bir seneye yayılacak. Şu anda getirdiği değişimi yerleştirmenin belki de yıllar süreceği bir enerji akımının tam ortasındayız. 

2021 enerji özetinde şunları paylaşmıştım:

“Şöyle düşünün, Jüpiter büyütür, Satürn kararlılık, çalışkanlık ve entegrasyon getirir, Uranüs ise çılgın dehadır, nereden vuracağını bilemeyiz. Bu enerji çıkmazları, engelleri, bariyerleri yıkıp geçecek kadar güçlü darbelerle vuruyor. Ama direnç de olacaktır. Boğa, tarım, para, emlak, toprağın getirdiği güvenlik hissimiz… Birisi, bir çılgın deha, bütün bunları, yüzyıllardır yaptığımız şeyleri değiştirmemizi ve bunu derhal yapmamızı söylerse ne olur? İlerici düşüncede yerleşmiş Satürn de bizi sıkıştırırsa ve ektiğimizi biçtiğimizi defalarca hatırlatırsa? Bir taraftan kısıtlanır, yasaklanır, diğer taraftan ne olacağını, nasıl olacağını bilmediğimiz bir yere iteklenirsek? Bilge Baykuşlar, tüpten çıkmış diş macunu gibiyiz. Geri dönüş yok! Bu enerjiyle bilinmeyene fırlatılmış gibiyiz. Ya çalışmayan geçmişe bel bağlamaya devam edeceğiz ya da geleceği birlikte yaratmaya karar vereceğiz.”

Evet, Satürn geçmiş ise Uranüs gelecektir. Satürn olgunluk ise, Uranüs gençlik, Satürn zaman, sabır, kurallar, prosedürler, gelenekler, tutarlılık, eskiye bağlılık ise Uranüs huzursuz bir acelecilik, kâğıda dökülemez bir sezgisellik, kuralsızlık, tutarsızlık, yeni düşünceler ve isyandır. Bu ikisinin çatışmasına hoş geldiniz!

Şimdi, geçmişi bırakmamız gerektiğini biliyoruz.  Ama hangi parçalarını? Geçmişin hepsi uyumsuz ya da uygunsuz değil. Ve eğer kuralsızlık bu kadar çekiciyse, neden her adımda yeni kurallar yaratıyoruz?  Geçen ay bir formül vermiştim: 

Düzen (Satürn) + Özgürlük (Uranüs) = Medeniyet!

İşte bu enerjinin hedefi budur. Düzen, herkesin özgürlüğüne saygı göstermekten gelir. Yani bir şekilde bizi özgür kılan kurallardır ve bu da bütün insanlık için yüzyıllar boyu sorun olmuş bir bilmece. Nasıl? Nasıl kurallar koyacağız ki, herkes kendini ifade etmekte özgür olsun ama bir başkasının özgürlüğünü engellemesin? Tıpkı yüksek sesle müzik dinleme özgürlüğü ile sakinlik içinde çalışmaya çalışan yan komşunun sessizlik özgürlüğünün çatışması gibi. Hmmm. Çok ilginç bir dönem yaşıyoruz. 

Ne zaman Uranüs harekete geçse hem ani açılımlar ve atılımlar hem de ani çökmeler yaşarız. Ayağınızın altından zemin çekiliyormuş gibi gelen ani ve beklenmedik olaylar, gerçekte bilinç gelişimine çok daha kısa yollar açıyor olabilir. Şu anda bildik yolların hepsi kapanmışken bu gelişim bizlere alışılmış düşüncenin dışında çözümler sunabilir. Geçilmez görünen sarp dağların arasından devasa bir depremle açılan bir yar düşünün, önce çok korkunç ve yıkıcı görünen bu hareket daha sonra o yarın bir yola dönüştürülmesiyle dağın bir tarafındakileri diğer tarafa bağlayıp büyük değişim, ilerleme ve mutluluk getirebilir. 

Bu hareket bir yıl boyunca geçerli olsa da, iki devin tam 90 dereceye geçtikleri üç tarih var: 17 Şubat, 15 Haziran ve 24 Aralık. Buna hikâyenin girişi, gelişimi ve sonucu diyebiliriz.

Önce 17 Şubat sembollerine bakalım:

Satürn “Güzel Giysili Vitrin Mankenleri” derecesinde. Bu derece her zaman aklıma Yeni Türkü’nün Maskeli Balo şarkısını getirir. Görüntü var ama içerik yok. Ya da görünüş ve içerik birbirine zıt. Görüntünün güzel olması sorun değil ama ruh yoksa dış güzelliği ne yapalım? Satürn bizlere dışı yaldızlı, içi boş şeyleri gösterecektir, orası kesin. 

Uranüs ise “Kızak var, kar yok” sembolünde. Kar yoksa kızağı ne yapalım? Uranüs diyor ki, bu yol için getirdiğiniz çözümler saçma. İşe yaramayacak. Burada çakılıp kalacaksınız. Çünkü şartlar buna uygun değil. Ya yeni bir çözüm bulacaksınız ya da değiştirmeyi arzuladığınız sorunla baş başa kalacaksınız.

Tabii güya Satürn ve Uranüs kafa kafaya çatışıyor… 🙂 Fakat aslında bu bir işbirliği ve her ikisi de aynı şeyi işaret ediyor: İÇERİK ve İŞLEVSELLİK yoksunluğu.

Hatalarımız, anlayış eksikliklerimiz, biliyor gibi yapıp bilmediklerimiz, görünüşüne aldanıp yatırım yaptığımız şeyler bir bir açığa çıkacak.  Bizi utandırmak için değil tabii, bu sefer çok daha iyi bir hazırlık ve yaratıcı düşünceyle yeni ufuklara açılmamız için.

15 Haziran’da ise artık eksiklerimizi bildiğimize göre;

Satürn, “Tünele giriş yapan tren” sembolünde. Bu sembolü Dane Rudhyar şöyle anlatıyor, 1940ların ifadeleriyle yazılmış, aynen aktarıyorum: “Bu sembolde işaret edilen kavram ondan önce gelen üç unsuru da anlatıyor. Kişi başarması mümkün olan şey hakkında bir vizyonla ilham almalıdır; eğer bu işe kalkışılacaksa birbiri ardına gelecek hareketlerin zaman cetveli oluşturulmalıdır, bu hareketlerin her biri kendine has beceri ve güç ister. Kişi işe başlamak için en avantajlı zamanı seçmelidir. Nihai sonuç ise, evrimleşme sürecinde bir hızlanmadır, psiko-biyolojik seviyede (örneğin yoga vb. gibi disiplinlerde) veya sosyal seviyede. Ve böylece medeniyet ilerler. Bu sembol, sosyal, kültürel ve hatta bireysel tekniklerin birleşimiyle başarılabilecek bir resim sunuyor. Engel ve gecikmeleri keserek ilerleme için ihtiyaç duyulan zamanın kısaltılmasını da ima ediyor. Anahtar kelime: DELİP GEÇME.” Tam bir Satürn karakteri görüyoruz burada, çalışma disiplini, gözünü uzaklarda görünen hedeften ayırmamak ve sebat.

Uranüs, “Kumsalda çocuklar oynarken, yengeçler de kıyıda yürüyor” sembolünü aktive ediyor. Bu sembol bir kumsal manzarası sunuyor, tünelin tam tersi açık hava ve masumiyet. O da yaşasın, ben de tavrı. Denizin dalgaları arasında yürüyen kabuklular ve çocukluk, bilinçle en masum bilinçaltı arasında gidiş gelişi de sembolize ediyor. Tünelden sağlıklı bir şekilde çıkış için konulan şart, sezgisel olanın dinlenmesi, duygusal açıdan açık ve oyuncu olmaktır. Bu sahne ilk karedeki vitrin mankenlerinin tam tersi. Olduğu gibi görünen, kendi gibi olan çıkışa çok daha yakın. Buna ek olarak burada tüm yaşam formlarına saygı duymaya bir çağrı da var.

24 Aralık’ta son söz söyleniyor:

Satürn, “Devasa merdivende yukarı çıkan insanlar” sembolünde. Tüneli delip geçtik, bir yıllık enerjinin sonunda herkes bir ya da birkaç basamak yükseliyor. Bu sembol açıkça evrimleşmemizden bahsediyor. Bilinç hallerinin ilerlemesi kaçınılmaz bir doğal gerçekliktir. Hepimiz, merdivenin neresinde olursak olalım, ilerliyoruz. Süreç işliyor. Senenin sonunda ne kadar çok tırmandığımızı fark edebiliriz. Bu sembol başarıyı da haber veriyor. Kendi inanç ve standartlarımızın birer yaşayan modeli olmamız talep edilirken, evrimleşmenin kendisine de yardım ediyoruz.

Uranüs ise, “Vitrinlere bakan genç çift” derecesinde. Daha büyük veya daha güzel şeylere bakmak, belki bir seçim için araştırma yapmak, belki de sadece hayalini kurmak. Boğa’da olduğumuzu düşünürsek, henüz alma-satma zamanı gelmedi gibi. Ancak ürün de müşteri de var. Bu aslında bir değerlendirme zamanı. Ne istiyoruz, ne istemiyoruz? Neye ihtiyacımız var ve ne bizim için gereksiz? İstediğimiz şey için ne vermeye hazırız? Bir noktada olumlu ya da olumsuz karar verecek ve vitrinlere bakmaktan yaşamaya terfi edeceğiz. 

Bu sembollerin gündelik hayatımızda kendilerini nasıl göstereceğini merak ediyorum. Sanki işimiz “vitrinlerle”. Ticaret ve sunulan ürünler alanında pek çok değişiklik görmemiz mümkün bence. Her türlü seçimimizde, ister dost, ister iş, ister ürün, ister siyasi seçim olsun, çok daha fazla İÇERİK talebinde bulunacağımıza inanıyorum. İşin içinde baskın bir Uranüs enerjisi olduğuna göre, bu sene de çok ama çok şaşırmaya, ani virajlarla sarsılmaya devam edeceğiz.

Ana hatlarıyla hikâye böyle görünüyor, detaylarını ise biz yaratacağız Bilge Baykuşlar. 

©Mor Alev 2021


En son nöroplastisite yöntemleriyle HAYATINIZI AKIŞA AÇMAK, ALMA-VERME DENGESİNİ KURMAK, KISIR DÖNGÜLERE SON VERMEK ve BOLLUĞA EVET! demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile Sağlıklı Zayıflama yönteminden faydalanmak için buraya tıklayınız.

Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com

4 comments

  1. Sevgili Mor Alev,
    Cok tesekkur ederim,bu Sabian sembolleri her zaman cok zarif! Satürnün 17 subat sembolu beni cok etkiledi cunku toplumlari anlatiyor gibi sanki, sadece egoya hizmet eder sekilde kurdugumuz duzen ve nefes alan, icinde yasam barindiran, yeryuzunun ayrilmaz birer hayat parcalari oldugumuzu unutusumuzu. 24 araliktaki Uranüs sembolü ise, bu yilin sonunda uyanmis, yasamla butun oldugunu fark etmis ve gerceklige acilmis disi ve eril karakterlerin hala daha yilin basinda oldugu gibi adeta sadece sergilemelik seyler icin cansiz manken gibi yasayanlara bakisi gibi geldi. Bu yargisiz bir bakis. Kendimce yorumula bu yil kitleler halinde cok fazla insanin uyanacagini hissettim, ama bence bu cok sessiz olacak. Bence bu yilin sonunda hala sessiz gozlemci olacagiz,gercegi yasayan ve alan tutan. Bu noktada umudumuzu yitirmeden zaten de 2022’nin enerjilerini gozlemlemeye baslamis oluruz diye dusunuyorum. Varligimiz icin cok mutluyum! Sevgilerimle!

    Liked by 2 people

  2. Yıllardır o kadar çok elimden tuttun ki… Ama bu geceki çok ayrı 🙂 Aylardır hatta yıllardır kafamı kurcalayan artık son zamanlarda beni öfkelendiren şeyin cevabını bu yazıda buldum!
    Bi süredir zincirleme olarak geliyordu; bu yazı kilit!
    Sabahtan beri yazıyı okumak için fırsat kolluyordum ve 17 Şubat’a geçtikten sonra okuma imkanı buldum. Daha ilk dakikalarından muazzam bir gün!
    Bende hep saklı kalacak bir hediyen var Mor alev 🧚🏻‍♀️

    Liked by 1 kişi

  3. Pencereyi açıp bir nefes alıp huzurrrrrr diyebilecekmiyiz? Etrafımızda gelişen o kadar çok olay,kafası karışık insan,gürültü,şikayet eden varki..etkilenmeyeceğim desem bile tvde bir haberle bile sarsılabiliyorum..ayak uydurmak mi? Çekip gitmek mi? Kuşları seyrediyorum her akşam üstü..ruhumu onlarla ucuruyorum..bu arada kötü komşulardan Tanrı herkesi korusun 🙏amin

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.