Arkturus Grup Mesajı: Değişmeyen Tek Gerçeklik İçinizde

Sevgili Okuyucular, bu değişen zamanlarda sizleri sevgiyle selamlıyoruz. Elinizden gelen en iyi şekilde, bu zamanda kolektifte çok baskın olan korku ve şüphenin sizi bunaltmasına izin vermemeye çalışın. Büyük çoğunluk için arka planda ne olduğunun farkında olmadıklarından dolayı görüntüleri yargılamak ve korkuya kaymak çok kolay.

Korku, akıl karışıklığı ve şüphe, bu zamanda en evrimleşmiş olanları bile olumuz etkileyebiliyor çünkü beklentisinde olduklarınızla hiç de benzeşmeyen şeyler  görüyorsunuz. Enerjinin her an geçiş yapıp değiştiğini anlayın lütfen. Yeni ve çok güçlü enerjiler yeryüzüne akmaya devam ederken her şeyin plana göre ilerlediğine güvenin.

Oldukça saygı duyulan kanallarca kehaneti yapılmış olan olaylar sıklıkla tamamen farklı gerçekleşebilir veya asla gerçekleşmeyebilir. Bunun sebebi kanallığın yapılmış olduğu zamandaki enerjinin değişmiş olmasıdır. 

İster bilgi, ister başka bir şey olsun, ihtiyaç duyduklarınız için kendi dışınıza bakmayı bırakmanız önemlidir. Dış bilgileri, kanallıkla verilen bilgiler de dahil, değişmez gerçekler olarak değil, rehberlikler olarak görün. Değişmeyen tek gerçekliğin içinizde olduğunu kabul etmeye ve güvenmeye başlamalısınız. 

Eğer sizinle eş-titreşimde olmayan bir şey okursanız, o yazarın isminin ardında ne kadar çok harf olursa olsun veya ne kadar çok insan ona inanırsa inansın, kendi hislerinize güvenin. Bir kişi için gerçek ve doğru olan şey, bir diğeriyle hiç de eş-titreşimde olmayabilir. Bunun nedeni enerjik uyumun olup olmamasıdır.

Siz sessizce ama güvenle gerçekte durun. Uygun olduğuna inandığınız yerlerde yönlendirmeye ve bilgiye açık olun ancak asla bir kişinin, dinin, hükümetin, geleneğin veya herhangi başka bir şeyin neye inanmanız gerektiğini dikte etmesine izin vermeyin. 

Bu zamanlar hızla değişiyor ve geçen yıl bile kabul edilebilir olan pek çok mesele, artık doğru ve uygun olarak kabul edilmiyor. Bir şeyler beklemiş olduğunuz gibi olmasa da (kavramlarınızdan dolayı), bu zamanda tam olmanız gereken yerdesiniz. 

Zıtlık/ayrılık enerjilerinden oluşan ağır yaratımlar açığa çıktıkça, bu ağır enerji formlarıyla hizalanmış kişiler de benzer şekillerde tepki vereceklerdir. Ancak, bu yükseliş sürecinin gelişiminde önemli bir evredir çünkü değişmesi gereken şey görülene ve çoğunluk tarafından reddedilene dek hiçbir şey değişemez. Güvenin, her şey plana uygun ilerliyor. 

Birey bütünüyle üç boyutlu inanç sisteminde yaşadığında, herhangi bir seviyede mutluluğu bulmak için ihtiyaç duyduğu şeyden ayrı olduğuna inanır ve otomatikman olabilecek her şekilde onu arar. Şiddet davranışlarında bulunan birisi bile, ulaştığı bilinç seviyesine uygun olarak bir çeşit iyi şey yapmakta olduklarına inanır.

Her birey huzur ve mutluluk arar.   Çoğunluk onların olduğuna inandıkları yerlere bakarlar – dış etkilere. Gerçekte, tüm seviyelerde tatmini aramak ruhun tanınma ve tekrar BİRlikle birleşme özlemidir. 

Her birey bir noktada kendi BİRliğine uyanır. Fakat evrimsel yolculuk pek çok öğrenme deneyimleri gerektirir ve bulunduğunuz  zaman ve mekân (dünya) boyutunda bu da pek çok yaşam anlamına gelir. Bu mesajları okuyup onlarla uyum içinde olan pek çoğunuz o noktaya çok yakınsınız.

Korku tüm yıkıcı davranışların sonucudur ve ayrılık inanışının dış etkisidir. Bu da yalnızlık, çaresizlik, sonsuz sayıdaki dış gücün insafına kalma hisleri olarak yaratıma girer. Korku, kurtuluş için uzaklarda bir yerdeki Tanrıya ya da kendi dışındaki şeylere bakar. İki güce, Benlik dışında güce olan inanç, üç boyutlu inanç sistemini yaratmış ve beslemektedir.

Dünya şu anda  güçlüklerle bir çamur bataklığından geçmektedir. Bunun sebebi elbette bu bataklıktan çıkıp çamur olmayan zemine ulaşmaktır. Arada sırada da olsa, kendinizi bu çamurdan hoşlanan ve kendini bununla tanımlayanlarla saplanıp kalmış bulabilirsiniz. Ancak evrimleşmiş bir varlık olarak göreviniz çamurdan korkup ona güç vermek yerine çamur olmadığınız, çamur olamayacağınız ve asla çamur olmamış olduğunuzu bilmektir.

Korku ayrılık inancından kaynaklandığı ve ayrılık da üç boyutlu inanç sistemini yerinde tutan kavram olduğu için yeryüzünde yaşarken korkunun cazibesine kapılmanız her zaman mümkündür. Korkuyu fark ederek ve sadece onu enerjinizle beslemeyerek sıfırlayabilirsiniz. Çünkü siz onu kendinizin olarak ilan etmezseniz eğer, korkunun size ait olması ihtimali yoktur. Giderek daha fazla insan BİRlik gerçeğine uyandıkça, korku çoğunluğun üzerindeki gücünü kaybedecektir çünkü korkuyu destekleyen bir evrensel yasa yoktur, sadece enerjik açıdan beslenirse var olabilir. 

Birliğin idrak edilmesi kişinin farkındalık seviyesinde başlar. BİRlik, en başlarda kişinin yakın çevresindeki daha az şanslı birisine, belki aile ferdi, arkadaşlar ya da komşular gibi, yardım arzusu olarak kendini ifade edebilir. Zamanla kişi yakın çevrenin dışındakilerin ihtiyaçlarına da ilgi göstermeye başlar (tanımadığı insanlar ya da havyanlar gibi) ve er geç bu ilgi “düşmanları” da kapsayacak kadar genişler.

En sonunda, belki de yaşamlar sonra, bireyin bilinç hali evrimleşir ve idrak eder, her yerde her zaman bulunan, her yerde her şeyi bilen, her zaman her yerde güçlü BİR İlahi Bilinç vardır ve kendini her yaşayan şeyde ifade etmektedir çünkü varolan TEK şey Odur. Bu BİR farkındalığı ise koşulsuz sevgiyi oluşturan şeydir. 

Pek çoklarının bu zamanda içinde bulduğu hastalıklar, şiddet veya diğer olumsuz şartlar, daha önce yeryüzünde görülmemiş bir birlik hissini getirmeye hizmet etmektedir. Bu olaylara, kendi rahatlık alanı kavramlarına yapışıp kalmayı tercih edenlerin uyanışı için ihtiyaç vardır. Ancak pek çokları ya şimdiden ya da çok yakında bu rahat kayıtsızlıklarından kapı dışarı edileceklerdir ve bu da onlar için ürkütücü, fakat üç boyutlu deneyimlerin gerçek hedefi olan ruhani gelişimleri ve evrimleşmeleri için ihtiyaç duydukları şey olacaktır.

Kimse yeryüzünün başarı kavramlarına bir şekilde ulaşıp da sadece lüks bir hayat yaşamak için doğmaz. Herkes yeryüzüne deneyimlemeye ve öğrenmeye gelir. Ancak gelmiş oldukları yüksek frekanslarla olan uyumlarını kaybeder kaybetmez üç boyutlu enerjinin yoğunluğu bu gerçeği unutmalarına sebep olur. Bu yüzden, yeryüzünün ağır enerjileri baskın olana dek küçük çocuklar sıklıkla geçmiş yaşamlarını veya nereden geldiklerini hatırlarlar.

Her birey doğumdan önce rehberlerinin yardımıyla bir plan hazırlar, bu plan ruhani gelişimlerini ilerletmeleri için gerekli deneyimleri de içerir. Bazı planlar ve bu dönemdeki pek çok plan yeryüzünün uyanışına yardım etmek üzere hazırlanmıştır. Şunu bilin lütfen, bir ruh planı asla kişinin henüz hazır olmadığı dersleri içermez. Bir hayat kontratı her zaman değiştirilebilir ya da ona ekler yapılabilir.

Bazıları, materyal başarının içlerinde her zaman “bir şeyler” arayan boşluğu doldurmadığını öğrenmek üzere “mükemmel” insan hayatları seçerler. Pek çokları ise sadece yokluk, savaş, hastalık veya çalışıp çabalama yoluyla öğrenebilinecek dersler seçer. Ancak, çoğunuz böyle yoğun ve ağır enerjilerle olan deneyimlerinizi tamamladınız çünkü artık onları yaratmıyorsunuz. 

Kişi, fizikseli ne zaman seçerse terk edebilir. Bu zamanda hastalık yoluyla terk etmekte olanların çoğu daha yeni ve daha yüksek enerjilere geri gelecektir, güncel hastalık ise bunu yapmanın kolay bir yolunu sunmuştur. Bu bilgi bazılarınızı üzebilir ya da sinirlendirebilir, özellikle de bir sevdiğinizi kaybettiyseniz, ancak bilin ki ölüm her zaman ruhun seçimidir, üç boyutlu bir seçim değil, çok daha derin seviyede yapılmış bir seçim.

Ölüm diye bir şey yoktur. Ölüm olarak adlandırılan şey sadece dünyayı gerçek yuvaya dönmek üzere terk etmektir, böylece ruh dinlenebilir, öğrenilmiş dersleri değerlendirip dostlar ve aileyle bir araya gelebilir ve rehberleriyle çalışabilir*. 

Güvenin.

İhtiyacınız olanı, ihtiyacınız olduğu zaman bileceğinizle ilgili olarak Yüksek Benliğinize güvenin. Sezgilerinize kendini ifade eden ruhunuzun sesi olduğunu bilerek güvenin. Burada sadece üç boyutlu ödüller, başarı, eğlence ya da materyal rahatlık deneyimlemenin dışındaki sebepler için de bulunduğunuza güvenin. İlahi bir planın asla başarısız olamayacağına güvenin.

Bu deneyimlediğiniz hakikatten de güçlü zamanlar. Bu zamanı kucaklayın çünkü bu güçlü zamanlarda burada diğerleri için yolu aydınlatmaya geldiniz.

O sizsiniz. Siz, Ondan yapıldınız. O, gerçek BENdir

Bizler Arkturuslular grubuyuz.

31 Ocak 2021

Arkturuslulara ve Marilyn Raffaele’e çok teşekkürler. (onenessofall.com)

NOT:

* Benim bu ifadeyle ilgili görüşüm biraz daha farklı, belki de bu konuda çok saygı duyduğum kanalla farklı titreşimlerdeyiz. Ruhun dinlenmesi, dostlar ve aileyle bir araya gelmesi, rehberlerle çalışılması, planların düzenlenmesi için benim düşünceme göre ölmeye gerek yok. Bunu şimdi de yapabiliriz ve yapıyoruz. Bizler çok boyutlu varlıklarız. Ama bunun farkında mıyız? Çoğunlukla hayır. 

Arkturusluların bu sözleri hala daha çizgisel bir gelişim eğrisi varmış gibi hissettiriyor fakat yıllar boyu öğrendik ki, aslında zaman yok, her şey aynı anda oluyor. Yani gelişim ve evrimleşme düz bir yolda adım adım değil, daha çok evrenin büyük patlamadan bugüne kadarki genişlemesi gibi her yöne aynı anda gerçekleşiyor. Belki de Arkturusluların ölümle ilgili söyledikleriyle ilgili bir başka açıklama şöyle bir şey olabilir; “Yüksek Benliğimizin bu dünyada insan olan parçası, ölüm olarak etiketlediğimiz fizikselden çıkışla rahatlıyor.” Ama bu sırada bir hayatta ölürken, diğer pek çok geçmiş ve gelecek, hatta çok-boyutlu ya da paralel hayatta aynı anda yaşamakta olduğumuz da unutulmamalı. O zaman da, rahatlayan ve dostlarla buluşan, planları gözden geçiren parça hangisi gibi sorular da çıkıyor ortaya. 🙂

Peki, tam anlamıyla hemfikir olmadığım bu sözleri neden çevirip paylaşıyorum? Bana göre bu düşünce Arkturusluların sunduğu gibi paylaşıldığında şimdilik pek çok insanı rahatlatıyor. Arkturusluların burada yanlış bir şey söylemediklerine ama gerçeğin sadece bir bölümünü ilettiklerine inanıyorum.

Ve belki de böylece burada yeni bir konuşma, tartışma ve dayanışma alanı açmış oluyoruz. Lütfen sizler de kendi anlayışınızı iletmekten sakınmayın. Hep birlikte öğreniyoruz!

Çok teşekkürler.

Mor Alev


En son nöroplastisite yöntemleriyle HAYATINIZI AKIŞA AÇMAK, ALMA-VERME DENGESİNİ KURMAK, KISIR DÖNGÜLERE SON VERMEK ve BOLLUĞA EVET! demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile Sağlıklı Zayıflama yönteminden faydalanmak için buraya tıklayınız.

Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.


Telif Hakkı©2021 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.

Copyright © 2021 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

24 comments

  1. Aslında Arkturuslular ölünce de bu deneyim bitmiyor demeye çalışmışlar. Fiziksel yaşam son bulsa da kayıp bir ruh olmayacağımızı etrafımızda her zaman sevdiklerimizi ve bizi çevreleyen enerji boyutlarının var olacağını, yine birlik içinde olunacağını ilettiklerini düşünüyorum. Okurken enerji uyumsuzluğu yaşamadım o yüzden paylaşmak istedim . Sağlık ve sevgiler 🧝‍♀️

    Liked by 3 people

  2. Cok cok guzel bi yazi Moralev, sabah uyaninca ilk gordugum sey oldu, ayrica korku ile ilgili olan kisim ozellikle cok guzeldi

    Liked by 2 people

  3. Zaman doğrusal değil ve hersey aynı anda olup bitiyor ama bu mesaj bu anda burda olan varlıklara iletildiği için anlam kazanıyor bence,başka bir varoluş anında başka bir mesaj başka bir gerçeklik olmalı ve orada da başka Mesajlar verilmektedir diye düşünüyorum…sevgi işik ve umutla 🙏

    Liked by 4 people

  4. Sevgili mor alev,senin alttaki yorumunu okurken gulumsedim cunku tam da ustte yazildogi gibi bi bilgi kimden hamgi kanalliktan gelirse gelsin kendi ic sesiniz en dogrusudur kismina sahanr bir ornek oldu😊ve evet arktururslularin soyledigi sey olumun bir son oldugu fikri yuzunden aci cekenleri rahatlatabilecek bir dusunce.. her daim rehberlerle oldugu bilmek ise o alginin bir tik daha otesi…

    Liked by 3 people

  5. “Ölüm diye bir şey yoktur. Ölüm olarak adlandırılan şey sadece dünyayı gerçek yuvaya dönmek üzere terk etmektir”. Mekan olarak bakarsam anlatılana, o zaman dünya gerçek yuva değil, gerçek yuva başka bir yerde diye sorgulayabilirim.Zaman ve süreç olarak bakarsam anlatılana, sürecin işlediği bir plan var demekki ve o zaman varılmak istenen bir an var ve dünyayı terk etmek sürecin bir parçası ise “gerçek yuvaya dönmek üzere terketmektir bu” dediği yani bize göre “gelecekte” dünyaya yine dönmek üzere. Bu durumda yuva dediğin şey linear bir sürecin işlediği bir planın bir alanında mekanında kurulu bir yer oluyor yine. İkisi de bana göre yuvayı bir süreç içinde veya bir mekanda içinde bir yere olduğumuz halden ayrı koyup ayrıştıran bir bakış açısı. O zaman zaman ve mekanın dışında bir bakış açısından bakmalı diyorum kendime. Mekanlar değişse de, zamanlar değişse de, sanki bir başka zamana ya da mekana gidip geliyor ve deneyimliyormuş gibi algılasam da aslında baki kalan şey benim mevcudiyetimin değişmediği, bedenli bir insan da olsam, bedensiz bir ruh da olsam ben varım. Bir varlığım. Mevcudum. Sadece zaman ve mekanda var isem geçici olurdum. Gerçekten var isem ve bu mekanı ve zamanı terk ediyorsam geçici olmayan öz varlık halime dönüyorum demek. Yani bana göre olduğum, gerçek halime, mevcudiyetime “dönmek” demek bu. Tüm geçiciliklerimden sıyrılıp öz mevcudiyetimde zaman ve mekansız hal olarak konumlanmak. Ve bu yüzden evet dünyada yine ailedeyiz elbette ama kendimizde değiliz ki:) sadece uyanık olduğumuzda kendimizde olabilir, varlığımızla birliğin için mevcut olduğumuzu, kendimizi ve yuvamızı bilebiliriz, kendimizi bilebiliriz. Kendini bilebiliyor olmak, yuvada olmak demek. Asıl soru bana göre şu: Dünyada iken kendimi biliyor muyum:) kendim olarak Dünya’da yaşayabiliyorsam ne ala 🙂 Bu yazı ve cümleler bana bunları düşündürdü….

    Liked by 3 people

  6. “Yüksek Benliğimizin bu dünyada insan olan parçası, ölüm olarak etiketlediğimiz fizikselden çıkışla rahatlıyor.” Ama bu sırada bir hayatta ölürken, diğer pek çok geçmiş ve gelecek, hatta çok-boyutlu ya da paralel hayatta aynı anda yaşamakta olduğumuz da unutulmamalı. O zaman da, rahatlayan ve dostlarla buluşan, planları gözden geçiren parça hangisi gibi sorular da çıkıyor ortaya.” merhabalar notunuzun bu kısmına takıldım birazcık. daha detaylı açabilme şansınız var mı paralel veren gibi konuları ? çok teşekkür ederim ✨🙏🏻

    Beğen

    1. Sevgili Naz, bunları içeren çok yazı paylaştım. Blogdaki tarama kutusuna çeşitli anahtar kelimeler girerek hepsini görebilirsiniz. Sevgilerle

      Beğen

  7. Paralel evrende diğer (BEN)ini kıskanan bir tek benmiyim diye hep düşünür;))
    Rabbim ne olur bana dışarıdan seyrettirtme,ya bu nefsi benden al herşeyi ama herşeyi kabul eden olayım yada bu bedende bu hàl de bu zaman ve mekanda yoluma devam edeyim.
    Sanki bi seçim anından geçip,burda bu bedende Yaradanın ilahi planın mucizelerini indirmek için görevli olarak yola devam diyerek mühürlenip 🪁salıveririldi 🙂
    Aşk ile #burda#bu zamanda#şimdi yuvaya yolculuğa devam.
    Görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler(…)

    Liked by 1 kişi

  8. Soru olmadan cevap olmaz. Her birimiz kendi gelisim surecimizde baktigimiz yone dogru aydinlaniyoruz. Hazir oldugumuzda butun cevaplar geliyor.
    Olum yok. Baglanti kurabiliriz. Hatta gorebiliriz. Ancak kisisel olarak yasayinca inaniyoruz.
    Bir gun insanlar deli diyebilir kendi kendime konusuyorum diye😅 Ama oyle gorundugu gibi degil. Derin bir muhabbet var icimde.
    Konusun olmus sevdiklerinizle. Sonra isaretlere bakin. Cevap mutlaka gelecektir. Sorun seslice ne bilmek istiyorsaniz? Bilgi mutlaka sizi bulacaktir.
    Bence gelisim bireysel baslar sonra bir bakmissinki toplumsal olmus.
    Ben kendim icin ugrastim ama simdi bakinca gordumki butun ailemde benimle gelmis🙏

    Liked by 3 people

  9. Kısıtlı zihinlerimize laf anlatabilmenin yolunu arıyor işte garibanlar. Belki şimdiye kadarkinden daha geniş bir kitle için anlaşılır olmak istiyorlardır artık.

    Liked by 3 people

  10. Benim danışmak istediğim başka bir şeydi🙏🏻 “içinde bulduğu hastalıklar, şiddet veya diğer olumsuz şartlar, daha önce yeryüzünde görülmemiş bir birlik hissini getirmeye hizmet etmektedir. Bu olaylara, kendi rahatlık alanı kavramlarına yapışıp kalmayı tercih edenlerin uyanışı için ihtiyaç vardır. Ancak pek çokları ya şimdiden ya da çok yakında bu rahat kayıtsızlıklarından kapı dışarı edileceklerdi” ifadesinde ‘hastalık’ içinde olanlar da rahatlık içinde mi denmek istiyor yoksa hastalıklar, şiddet veya diğer olumsuz şartlar içinde olmayanlar mı rahatlık içinde denmek istiyor. Tam çözümleyemedim sizlere danışmak istedim. Çok sağ olun🌹

    Beğen

    1. Sevgili Jale, rahatlık alanı kavramları bir takım üç boyutlu kavramlardır, “X olunca mutlu olacağım”, “benim dinimden olmayan cehenneme gidecek”, “piyango çıkınca bütün sorunlarım çözülecek”, “ben ailenin reisiyim, herkes benim dediğimi yapmak zorunda”, “x cinsinden insanların hepsi aptaldır”, vs. gibi… Rahatlık alanı kavramları, ne kadar mutlu etmeseler de bırakmayı bazen hiç de düşünmediğimiz ya da salıvermekte zorlandığımız şartlanmalar/fikirler/inançlardır. Hastalık içinde olanlar rahatlık içinde gibi bir anlam taşımıyor. Sevgilerle

      Liked by 1 kişi

  11. Neticede her şeyi planlıyoruz dolayısıyla şu an ölmeyi seçmişsem başka bir gerçeklik ve zamanda planımı gerçekleştirme vaktim gelmiştir, kimbilir. Tekamül planını şu anki algımızla bilemiyoruz. Yani aslında burada fiziksel ölüm açıklamaları çok da yanlış değil. Zaman da doğrusal olmadığından geçmişteki herhangi biri olarak ya da gelecekteki biri olarak da enkarne olabiliriz tabi tekrar dünyaya gelmeyi kararlaştirdiysak. Yıllar önce rüya gibi görünen, ama aslında zamanda yolculuğa çıktığım bir deneyim yaşamıştım, ormanda toprakta bağdaş kurmuş transta bir kadinla karşılaştım, uzun siyah örgülü saçları, kiyafetleri ve esmer teniyle daha önce hiç görmedigim bir görünüme sahipti yaklaştıkça şaşkinliğimdan küçük dilimi yuttum, çünkü o bendim. Ona, sen bensin dedim. Evet, bende senim dedi. Nasıl olabilir bu, dedim. Gülümsedi ve telepatik olarak bana bilgiler verdi. Bizim ruh ailemizin yani hepimizin ortak isminin ve enerjisinin harflere dökülmüş halini sòyledi. O zaman aynı anda hem orada hem burada olduğumu anladim. Daha sonra da Şahmeran diye adlandirdiğimiz varlıkların erkek olanlarını kanlı canlı gördüm ve anladim ki, oradaki erkeklerden biri beni bu gerçekliğe uğurlamıştı daha önce orada yaşadığımi ve onun eşi olduğumu anladim. Yani özetle demem o ki, fiziksel ölüm bir geçiş. Buradaki kişi için deneyim artık bitmiş olabilir burada bu gerceklikte planı tamamlanmış olmalı. Tekamülde üst seviyeye çıkmak için fiziksel varlığı, boyutu ve kimbilir gezegeni değiştirmesi gerekiyor olabilir.
    Mor Alev, dediğin gibi bunun için burada fiziksel olarak ölmek gerekmez belki, ama bu herkes için geçerli olmayabilir. Belki birinin ölmesi geride kalanlarda bir uyanışı tetikleyecek olabilir ya da başka bir takım planlar bize birinin çocuğu, eşi ya da arkadaşı olmamizi gerektirebilir bu sebeple bile ölüm -yani bana göre geçiş- planlanmış olabilir.

    Liked by 3 people

  12. Yazının başlarında zaten “verilen bilgi size uymuyorsa yazarın etiketi ve kimliği önemsiz demişler ve rehberlik olarak bilgileri alın demişler” bence bu açıklama çok kıymetli, sürü psikolojisini dağıtıyor benim düşüncemde ve bu kadar bilgi kirliliği varken aslında rehberimizi ve odağımızı doğru bir noktadan veriyorlar, iç sesinize güvenin derken. Önemli olan kimin neyi ne kadar aldığı ve alması gerektiği (gülümsediklerini hissediyorum:)

    Liked by 5 people

  13. “En sonunda, belki de yaşamlar sonra, bireyin bilinç hali evrimleşir ve idrak eder, her yerde her zaman bulunan, her yerde her şeyi bilen, her zaman her yerde güçlü BİR İlahi Bilinç vardır ve kendini her yaşayan şeyde ifade etmektedir çünkü varolan TEK şey Odur. Bu BİR farkındalığı ise koşulsuz sevgiyi oluşturan şeydir.”

    Yine gözyaslarimi tutamadim. Yasamlar boyu sevgili Mor Alev, hep birlikte tekrar tekrar her an kurulup dagildik ve SIMDI buradayiz. Artik zihnin kisa devresi olan “ayri bir ben” algisini kitlelerce ayni zamanda sökmeye cok yakiniz. Belki hepimiz tam olarak bu yasam formumuzda degil belki bir veya birkac sonrasindakinde tam olarak idrak edecegiz. Ama hep ileri dogru ilerleyen bir algi var.her yeni gun gelisiyoruz,fark etsek de etmesek de sukurler olsun.

    Notla ilgili su kisma canî gonulden katiliyorum: Arkturusluların burada yanlış bir şey söylemediklerine ama gerçeğin sadece bir bölümünü ilettiklerine inanıyorum.

    Aktarimlar kelimelere dokuldugunde zaten ister istemez bir zihin alaninda yani 3boyutlu dunyada, icerisi ve disarisi, zaman ve merak olan yerde etkilesime gecmis oluyoruz. Arkturuslular bunun farkinda olarak, buna cok uygun anlasilir bir dil secmis gibi hissediyorum, cunku suan global olarak hakim olan(aslinda her zaman oyle bence) en buyuk korku ölüm korkusu. Bu noktada kimseyi avuttuklarini dusunmuyorum ama cogu insan icin gerceklik sadece fiziksel bedeni ve zihniyle, belki azicik ve nadiren deneyimledigi enerji bedeniyle var. Dusundugum su: Bu varolus ile BIRlige acilmadan öldügünde birey, ruhu da tam olarak Arkturuslularin anlattigi gibi cizgisel olarak ilerleyen, ölümden sonra dinlenen yeni planlar yapip gelen sekilde bir algi duzeyinde kaliyor olabilir. Cunku tum yaptigimiz karmamizi cözmemiz, sert 3D yapilari deneyimden dagitip suda cozulen seker gibi cozulmemiz, kabugumuzun catlamasi vs vs. Simdi henuz cozulmeye hazir olmayan, yeterinde incelmemis(titresimi yeterince yukselmemis) biri ayni kapkalin karma ile gidecek ve kendini inceltecek cozulmeye yaklastiracak seyler icin yeni planlar yapip gelecek… Bu,birlik deneyimine acilmamis bir varlik icin, yeniden bedenlenene kadar öldükten sonra bile cizgisel gorunuyor olabilir. Cunku egilimlerine gore bedenlenecek zaten ve bu da en buyuk egilimiyse eger bu aciklama bazi varliklarimiz icin cok mantikli diye dusunuyorum.

    Bir de dusuncemi yazdim ama aslinda senin son yazdigin cumlenin aksine, ben bu konularda konusmayi tartismayi cok uygun bulmuyorum(olumden sonrasi vs). Bu da benim farkli titresimim sanirim 🙂 cunku bence bu sekilde zihnimiz bu konuyu cok ele aliyor, egosallastiriyor ve hic bilmedigimiz bi boyut icin sadece tahminlere cok enerjimiz gidiyor. Sanki ölüm korkusunu rahatlatmak tamam ama otesine gecen merak zaman kaybi gibi. Suanda enerjimizi zaten kisitli oldugunu bildigimiz bedenli yasamimiza odaklanip, zihnimizi de buraya kanalize etmemiz daha iyi olur gibi geliyor. Sevgilerimle.

    Liked by 3 people

    1. Sevgili Meleklerile, burada tartışmaya açtığım ölümden sonra ne olur değil de, daha çok, çok-boyutlu gerçekliğimiz idi. Ama tabii ki ölüm de bunun bir parçası. Ölüm doğmak kadar doğal. Sevgilerle

      Liked by 1 kişi

  14. ben de bize verilen bilgilerin anlayışımızla orantılı ve bizim madde dünyamıza göre şekillendirilerek bize sunulduğuna inanıyorum sanki hamur parçalarından hepimiz küçük küçük objeler üretiyoruz ama en sonunda devasa bütünlükte bir heykel çıkacak ortaya ve tüm cevapları o zamn anlayacağız gibi ve tekamül ettiğimiz kadar birbirimiz için de bu yolda hayatlara dokunuyoruz bazen birine yaptığımız bir kötülükle bile bu sağlanıyor sıklıkla söylendiği gibi herşey olması gerektiği gibi oluyor benim de aklıma takılan bir durum var zamn zamn düşünür sonra da vazgeçerim bu sorudan neden allah,tanrı,yaratıcı,kaynak bizi ve herşeyi yarattı ve yine ona dönmemizi ondan oluştuğumuzu anlamamız için bu yolda yürünüyor

    Liked by 1 kişi

  15. Merhaba,
    Ben bu yazıyı çok beğendim, sizin yorumunuza katılıyorum ama 3D’de henüz uyanma yoluna adım atmaya katılan arkadaşlarıma paylaşabileceğim, onların düzeyindeki insanlara şimdi anlamlı gelebilecek bir yazı olmuş. Gönül rahatlığıyla paylaşabildim, yoksa çevrem bana ne diyo bu yaaa gözüyle bakanlarla dolu. Çok şükür biraz olsun farkındalık katabildiysem çevreme, bir kişi bile olsa şükür

    Liked by 1 kişi

  16. Bana daha çok, kendilerinin de bir illüzyon varlık olduklarını, bulundukları boyutun-alanın-5D ve ötesinin de, ölümden sonrasının da bir çeşit illüzyon olabileceğini işaret ediyorlar gibi geldi.

    Yoksa birçoğumuzun herhangi bir formla, zihinsel ya da fiziksel formlarla özdeşleşmeyi özdeşleştirmeyi bıraktığımızı, yani bir anlamda dünyanın sonunu getirdiğimizi, yani bir anlamda ölmeden evvel öldüğümüzü biliyorlar.

    Dünyanın sonunu getirdiğimizde elbette Arktrusun sonunu da getiriyoruz, Arktrusluların da elbette. Rehberlerin de ailenin de tüm illüzyonun.

    Dünyada biz de birçoğumuz birbirimize yaratan özü, yaratan olarak bakıyor öyle görüyor öyle görünüyor öyle bakılıyoruz. BİR olarak öyle davranıyor öyle yaşıyoruz. Yaratan Kavuşması. Bunu kimimiz kolay buluyor, kimimiz zorlu, kimimiz sade kimimiz karmaşık buluyor. Kimimiz mümkün kimimiz imkansız. Kimimiz olağanüstü kimimiz olağan buluyor. Kimimiz hiç bulmuyor bunu.

    Ölümden sonra Yaratan dışında biriyle ya da bir şeyle kavuşacaksam ya da hâlâ kavuşan bir ben varsa, hiçlik yoksa, bir kimseler, bir şeyler, bir varlıklar varsa, ya da bir yeri terkedip başka bir yere -gerçek yuvaya- geldiğimi deneyimliyorsam, o zaman ayrılık yani illüzyon vardır bunu bilirim. Bunu şimdi de biliyorum, dünya üzerinde de herhangi bir ayrım gayrım ya da ben ve öteki varsa illüzyona dalmışımdır. O şu andadır ve şu anda ondan gayrı hiçbir şey yoktur. Arktrusta ya da Dünyada olsun. Tezahür etmiş ya da etmemiş olsun. Doğmuş ya da doğmamış, ölmüş ya da ölmemiş olsun.

    Geçenlerde vakitsiz bir karınca gördüm. Bir karınca olsaydım nasıl olurdum diye bir soru geldi zihnime. Cevabım netti ve enteresandı. Bir karınca olsaydım tek olmazdım, bir karınca yuvası, bir yuva karınca olurdum dedim. Enteresanlığı, bana Yaratan düşüncesi gibi geldi. Bin karınca. Bir milyon karınca. İnsanlık gibi Karıncalık. Şu anda da öyleyim belki. 6 milyar. Bir yuva insanım. Bir yuva hücreyim. Bir yuva atomum. Ya da bir yuva dünya varlığı. Ya da bir yuva evren. Ya da bir yuva hiçlik. Bir yuva tezahür etmemişlik. Yuvadayım. Her daim. Şu yuva gerçek şu yuva gerçek değil diyebilir miyim? Ben çokum, yuva tek. Sonunda ben yuvayım. Her gün birilerine yuva olmuyor muyum? Bir çocuğa bir yaşlıya bir anneye bir babaya bir arkadaşa bir sevgiliye bir yabancıya bir ağaca bir çiçeğe bir düşünceye bir kediye kendime. Elbette onlar da bana.

    İçimde kocaman ve yumuşak bir ses. Kocaman yumuşak bir nefes. Kocaman yumuşak hayat. Reklam gibi olacak: Hepsi burada diyor:)) Hepsi Hepimiz burada. Hepsi Hepimiz şimdi.

    Şu an anlayışıma sunulanlar bunlar. Hakikatte hakikat, illüzyonda illüzyon olan varlıklar, hakikatle birlikte illüzyonu da paylaşmışlar şeklinde algıladım mesajı.

    Ben de öyle yaptım:))

    Sevgiyle

    Liked by 1 kişi

  17. Mesajlarin hepsi cok guzel, dogru ve ,en azindan kendi adima soyleyebilirimki, kesinlikle simdiye uyumlu. Ben cok etkileyici ve rehberlik edici buldum. Cok tesekkur ederim emekleriniz icin!

    Liked by 1 kişi

  18. Mesajlarin hepsi cok guzel, dogru ve ,en azindan kendi adima soyleyebilirimki, kesinlikle simdiye uyumlu. Ben cok etkileyici ve rehberlik edici buldum. Cok tesekkur ederim emekleriniz icin!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.