Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

2019 Başak Dolunayı: Gerçek Değerimiz – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

The Rising Moon by Paula Belle Flores19 Şubat akşama doğru gerçekleşen Başak dolunayı, üçlü süper dolunay serisinin ortasında yer alan en büyük, yeryüzüne en yakın dolunay olacak. İlginç bir şekilde çifte 3 enerjisi de taşıyor. (İlgili bilgiler burada) Aynı zamanda üçüncü defa bir dolunay bir burcun ilk derecesinden doğru bizleri aydınlatarak yaratımın gergin doğuş safhasını yaşatıyor.

Bu senenin özetine bakarken demiştik ki; “Ocak-Nisan arasındaki tüm dolunaylar burcun ilk derecesinde, yeni aylar ise tam ortasında gerçekleşiyor. Yani yaratıcı gerilim (dolunay) bir şeyleri çözüyor, imha ediyor ve yerine yeniyi getiriyor. Sonra da her burcun tam ortasında, tam dengedeyken yeni ay sayesinde yepyeni tohumlar atılıp yeni yaratım sürecine giriliyor.”

Son zamanlardaki dolunaylara baktığımızda bir özellik daha öne çıkıyor, Sabian sembolleri sürekli olarak zihni işaret ediyorlar. Zihnimiz en büyük dostumuz ve yardımcımız olabilir veya düşüncelerimizin gerçek yöneticisi olduğumuzu unuttuğumuzda, ona tutarlı, yapıcı komutlar vermediğimizde, en büyük düşmanımız.

İşte bu da bizi Başak-Balık şifa ekseninde gerçekleşen bu çok güçlü dolunayın temel etkisine getiriyor.

“Düşündüğünüz şey olursunuz!”

O zaman düşündüklerimize dikkat etmeliyiz. Bu dolunayda çok ve inanılmaz hızla düşünmeyi seven Merkür’ün yönettiği Başak’taki ay, hayalleri ve kâbusları seven Balık güneşinin ışığını yansıtıyor. Düşünmek, tarafsız bir eylemdir. Ama düşüncenin kendisi alabildiğine taraflıdır. Elimizde değildir, olayları kendi bakış açımızdan görürüz, hayallerimizi kendi bakış açımıza göre gözümüzde canlandırırız. Ve taraflı olmak da gerçeklerle aramızı bozabilir. Ne görüyoruz? Hakkında ne düşünüyoruz? Neye karar veriyoruz? Ve sonuçta ne yaratıyoruz? Bu dolunayda buna çok dikkat etmeliyiz.

Arkadaşlar, böylece ben de içimde gelişen bir felsefi tartışmaya şahit oluyorum. Konumuz: Saçmalamak nedir? Nasıl ve neden saçmalarız? Ve tabii, TDK internet sitesine girip sözlük anlamını paylaşmak istediğimde bu sözcüğü bulamadı! 🙂 Sebebini bilmiyorum. Ya bu sözcük sistemde yok, ya da aramayı yaptığım sırada sistem hafif bir saçmalama halinde olduğu için görevini tam yapamıyordu. Bir başka sözlük ise şöyle demiş: “Anlamsız, tutarsız, gereksiz konuşmak, hezeyan etmek.”

Merkür, kendi burcunun tam karşısında Balık’ta, Neptün’le buluşurken ortalık sisler içinde. Saçmalayabiliriz. Yani tutarsız düşünmemiz, tutarsız konuşmamız, yanılgılı bilgilere değer vermemiz ve bu sırada gerçekleri kaybetmemiz mümkündür. Saçmalıklarımızı da çarpık bir mantıkla yaldızlayabiliriz. Böylece sınırlarımızın ihlal edilmesine izin verebilir, sorumluluğu ateşten top gibi kendimiz dışındaki herkese atabilir, en sonunda düşündüğümüz tutarsız, saçma şeyler yani bir “kurban” haline gelebiliriz. O yüzden düşünceler alıp başını gittiğinde, bir sonuçtan diğerine alakasızca sıçramaya başladığınızda bir nefes alın ve durun. Düşüncelerinizin farkına varın. Bütün bunların neden olduğunu sorun kendinize.

Ben sebebini sanırım biliyorum. Son aylardaki tüm dolunay ve yeni aylara baktığımda diyorum ki; Zodyak bize aklımızı kullanmayı öğretiyor! Evet. O güzel zekamızı, o harika beynimizi, hayal gücümüzü, yaratıcı parçamızı en olumlu şekillerde kullanmayı öğrenmek için yıldızlar arası enerjik bir eğitim alıyoruz. Ve bu sırada da olumsuz algılama yolları, yargılama şekilleri, şartlanmalar, taraflı gözlem alışkanlıklarımız da yüzümüze çarpıyor.

Sevgili Bilge Baykuşlar, bu dolunay ve Zodyak zihnimizi şifalandırıp, bizlere yeni, bütüncül ve sağlıklı şekillerde düşünmeyi öğretiyor. Peki, bununla ulaşılmak istenen son hedef nedir? Gerçek değerin, gerçek değerimizin ne olduğunu anlamamız.

O zaman, saçmalamak yerine anlam yaratırız. Tutarsızlık yerine tutarlılık, yerinde saymak yerine ilerleme.

Dolunay’dan bir gün önce Koç’a giren Chiron’un da önümüzdeki yıllardaki en büyük görevi bu değil mi? Gerçek değerimizi anlamamız, onaylamamız ve olmamız. (Bağlantısı burada) Bundan elli bir yıl önce Chiron aynı geçişi yaptığında yıl 1968’di. Ve neler olduğunu biliyorsunuz. Şimdi, yeni döngüde bütün bu enerjilerin, yeni öz sevgi ve özsaygı bilincinin, gerçek değerini bilmenin nasıl etkiler yaratacağını görmek ilginçten de öte olacak!

Dolunay’ın Sabian Sembolü bile ilginç, iki bakış açısı içeriyor: Orijinali Marc Edmund Jones tarafından “Bir adamın başı” olarak not edilmiş, daha sonra D. Rudhyar tarafından “Belirgin özellikleri abartılarak çizilmiş portre” olarak geliştirilmiş. Rudhyar, Marc Edmund Jones’ın onayını alarak Sabian sembolleri üzerinde çalışmış olduğuna göre her ikisini de doğru kabul ediyoruz. Ama bu, bize ne diyor? İç görülerime göre;

PARTAGE OF IGOR MORSKIBu dolunay, bu dönem kesinlikle kimliğimizle alakalı. Biz kimiz? Neyiz? Bu konu bilinçli olarak inceleniyor. Tam olarak kendimiz olmamız ne daha fazla ne de daha az, her türlü sağlığın kilit noktasıdır: Zihinsel, ruhsal ve fiziksel sağlık. Sağlığı önce zihnimizde yaratırız.

Özünüzde kimseniz, o kişiye sadık kalın. O alçak gönüllü olabilir, göze çarpan veya daha sakin, büyük şeyler başarmak isteyebilir ya da basit bir yaşamı tercih edebilir. Bunların biri diğerinden eksik ya da fazla değildir. İçinizdeki nitelikleri besleyin. Bunların ifadesi olun. Olmadığınız birisi gibi olmaya çalışmak sadece kendinize baskı yapmanıza sebep olur, verimliliğinizi, sağlığınızı hatta hayatınızın anlamını bile kaybedebilirsiniz.

Aynaya bakınca ne görüyorsunuz? Gördüğünüz gerçek mi, yoksa önyargılarınızla bulanıklaşmış çarpık bir görüntü mü? Zihin ayrıştırır ve etiketler, maalesef sıklıkla da abartıya kaçar.

İşin ilginci, ayı aydınlatan Balık güneşin Sabian sembolü de “Pazaryeri” derecesinde. Yani kendimizi sergiliyoruz. Ve biliyoruz, biz kendimizi nasıl görürsek çevremiz de bizi öyle görür. Bir şekilde “düşündüğümüz şey oluruz”.

O yüzden kendimize yönelttiğimiz eleştiride de övgüde de ölçülü ve içten olmamız, gerçek değerimize doğru uzanmamız, elimizden geldiğince gerçek kendimizi tanımaya çalışmamız sadece bize değil, çevremize de yardımcı olacaktır.

Bu dolunayın bize sunduğu armağan, aşırılıkları şifalandırarak özümüze dönüş fırsatıdır.

Hepinize harika bir dolunay dönemi diliyorum.

©Mor Alev 2019


Bu dönemde ruhunuzun potansiyelini bütünüyle anlamak, hayata nasıl geçirebileceğinizi öğrenmek, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

2019’da YENİ! En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın veya moralev@outlook.com adresine yazın.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com

12 replies »

  1. Merhaba sabah gözümü açtığım an bir Başak olarak bu konu hakkında bir şeyler okumak istediğim geçti aklımdan ve sayfada önüme düşen ilk link oldu düşüncelerin hayata geçmesi tesadüf değil bir kez daha inandım buna .öncelik le çok teşekkür ediyorum 💜Bir 8 eylül doğumlu Başak olarak ,yükseleni de Başak olan ben olarak en dikkat etmem gereken şey bu günde nedir ?

    Beğen

  2. kaç gündür sürekli bi 3 sayısı… rüyalarımda 3, gece uyandığım saatler 3…3ler uçuşuyor… burada (yazı) da 3 vardı. verdiğin linke tıkladım. meğer ifade ve duyarlılıkmış. ( ben daha önce verdiğin numeroloji yazında bakmştım.) bakalım ne getirecek 3ler bana:))) ne güzel bir dolunay ama değil mi?

    Liked by 2 people

  3. Uzun zamandır hep düşündüğüm bir konuydu değerler, değerliler. Burda okuyunca gülümsedim 🙂 Aslında her birimiz kendi kaynağımızdan parıldamayı öğrenmeliyiz, ama insan ışıldarken kendi parlaklığına bakamıyor veya göremiyor işte, ve belki o yüzden dışarılarda arıyor o parlayan değerlileri, ve kopyalamaya çalışarak yanılıyor. Oysa en parlak en değerli hazinelerimiz ışıldayarak paylaşmak ve ilham vermek için değil mi? Taklit etmek yerine ilham almayı öğrendiğimizde ilham vermeyi de öğrenebiliriz belki. O zaman da gerçek değerimizin değerlilerimizin ne olduğunu anlamaya başlayabiliriz belki?

    Liked by 3 people

  4. Evet, çok güzel bir Dolunay. İki gecedir, daha doğrusu iki sabahtır saat dört beş gibi onun bakışıyla ışığıyla uyanıyorum. Dev parlak bir kristalin içinde yatarkenki o deneyimi anlatamam, tarifsiz geçiyorum. Hiç bitmesin istiyorum yine de gözlerimi açıyorum, Aman Allahım, bir de miyobum, Ay gözlerimi bütün kaplıyor, gözlerimden taşıyor, gördüğüm her zerre ışık. Hiç bitmesin istiyorum yine de ondan gözlerimi ayırmadan el yordamıyla gözlükleri bulup takıyorum. Evet küçülüyor biraz ama yine Bütünlük Birlik Aşk Işık. Tüm odayı aydınlatmış. Muhteşem Selamına Sevgisine selamımı sevgimi ekliyorum. Tamlığını, ışığını, üzerindekileri izliyorum. Ben de bendeki ışığı yansıtabildiğim kadar ona sunuyorum. Sonra sadece sade şükür kalıyor. Şükür Şükür Şükür. Sonra bu töreni tersten bir daha yaşıyorum, gözlüğü çıkarıp bakıp gözleri kapatıp kristale yerleşip o gitmeden kısa süreli parlak bir uykuya dalıyorum tekrar. Uyandığımda o gitmiş ve yoğun sis olmuş oluyor. Şimdi de sis var. Yoğun. Sisi de çok seviyorum. Sevgiyle, Hepimize.

    Liked by 1 kişi

  5. Sevgili Mor Alev,

    Yine agzindan bal damlayan, yuregimizi sicacik yapan bir Gokyuzu raporu yazmissin. O guzel kalbin ve dusuncelerinden, bilgisayarinda tikir tikir yazan ellerinden, bize bilge baykuslar diyisinden izninle operim. Oyle guzelsin oyle ozelsin ki.

    Ben dolunaylarda pek uyuyamam. Dun gece de hic uyumadim desem yeri. Ama azicik yuzeysel daldigim uykuda bir ruya gordum. Bir kutlamadayim, birine kendimden bahsederken uyuyakalmisim ruyada. Sonra uyaninca tanistigim kisiye soruyorum “pardon nerede kalmistik?” diye. o da “kendinden bahsediyordun” diyor. “aaa ben hatirlamiyorum ne dedim ki?” diyorum. o da “ben isigim,tamamiyle saf bir isik” diye kendimi tanittigimi bana soyluyor. simdi detaya girmedim ama bir sekilde biliyorum orada konusan iki kisi, zihnim ve kalbimi temsil ediyordu. butunlesme evremin sonlarina dogruyum,artik butunlesmeyi tamamlayip dis dunyaya ifadeye de geciyorum.o yuzden zihnim bile bana kalbimden duydugunu, kalbime geri tekrarlayacak sekilde konustu.

    Her zamanki gibi bu dolunayin da uzerimdeki mistik etkisinde, yeni gune senin bize olan derin muhabbetin ve sevginle sarmalanarak basliyorum Mor Alev.

    Beğen

  6. Sevgili Mor alev size sormak istediğim bir konu var. İki kişinin aynı rüyayı görmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?Aynı rüyayı kendi bakış açısından görüyor iki kişi. Kişiler mekan olayların gelişişi aynı. Bu son yıllarda olmaya başladı daha öncesinde yoktu. Sevgiler…

    Beğen

    • Sevgili Gamze, bu olabilir. Sonuçta hepimiz aynı kozmik bilince bağlıyız ve aynı enerji alanını paylaşıyoruz. Arkadaşınızla eş-titreşimdesiniz diye düşündüm. Sevgiler

      Beğen

  7. Bu iki arkadaşım birde annemle yaşadığım bir durum. Bunlar acaba başka bir boyutta yaşandı da biz zamanı çizgisel algılağımız için gelecekte mi yaşıcaz bu rüyaları diye merak oluştu bende. Teşekkürler. Sevgiler…

    Liked by 1 kişi