Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Chiron’un Koç Geçişi: Varoluş Hakkı

PiecesSevgili Bilge Baykuşlar, önümüzdeki günlerde 2019’un iki çok önemli enerji dalgasının da tam olarak başladığını hissedeceğiz, hatta kanıtlarıyla göreceğiz. İlk dalga, Chiron’un (kimileri için Şiron’un) Koç’a, ikincisi ise Uranüs’ün Boğa’ya yerleşmesi olacak. Bunlar, uzun süreli devasa dalgalar ve yaşam şeklimizi değiştirmeye geliyorlar.

2018’de bir ön gösterim, tadımlık bir kısa dalga yaşadık, ikisi de bir süreliğine yeni yerlerinde göründüler, sonra da eski burçtaki işleri bitirmek üzere Balık ve Koç’a geri döndüler. İkisinin de kısa gösterileri bile inanılmaz güçlü oldu. (2018 enerji makalelerinde detayları hatırlayabilirsiniz.)

Ve şimdi, 18 Şubat günü Chiron, 50 yıl dönmemek üzere Balık’tan çıkıyor ve Koç’a giriyor. Balık’taki Chiron, kolektif gölgelerimizi aydınlatmak, BİR olduğumuza inancımızı sekteye vuran yanılsamaları ayıklamak, acının yüksek anlamını ve acı çekmek zorunda olmadığını keşfetmek, şifa yolunda teslimiyet ve kendini kabullenmenin önemini anlamak konularında çalışmamızı teşvik etti.

Chiron’u son yıllarda çok daha yoğun bir şekilde öğrenirken, onunla çalışırken yarı insan, yarı tanrı bu enerjinin bize getirdiği fırsatları da çok daha fazla takdir etmeye başladığımı gördüm. Bir anlamda Chiron biziz. Ölümlü bir bedende yaşayan ölümsüz ruhlar… ve Chiron’un hikayesi de yükseliş sürecimizi anlatıyor.

Mitolojiye baktığımızda, Chiron yarı insan, yarı at doğmuştur, annesi tarafından reddedilir, babası ise onu terk eder. Yani ilk yarası terk edilmiş olmaktır. Biz, insan ırkı da bilincimizi üçüncü boyuta düşürdüğümüzde, yüksek bilinçle bağlarımızı kopardık ve Yaratan tarafından terk edildiğimize, orijinal tasarımımızda bir şeylerin eksik olduğuna inandık. Sürekli olarak eksik tamamlamaya çalıştık.

Chiron centaurEfsane der ki, Apollon Chiron’u kanatları altına alır ve bildiği her şeyi öğretir, müzik, şifa, öngörü becerileri… Chiron, orijinal Rönesans adamı, öğretmen ve usta haline gelir. Öğrendikleriyle kalmaz, Apollon’dan aldıklarını daha da ileriye taşır. Müthiş yetenekli, bilgili ve sevecendir. Yanlışlıkla öğrencisi tarafından Hyra’nın kanına bulanmış bir okla yaralanır. Yaşadığı sürece büyük acılar çekecektir ancak ölümsüz olduğu için de acının bitmesinin bir yolu yoktur. Bizler de insanlar olarak acıya ve onun öğreticiliğine inandık. Acı hakkında şiirler, şarkılar yazdık, acıyı yücelttik. Yaşadığımız sürece acının devam edeceği olgusu en derin inançlarımızdan biri haline geldi.

Chiron acısının çaresini ararken karşılaştığı herkesi şifalandırır. Bu, şefkati de yakından tanımasına yardımcı olur. En sonunda ölümsüzlüğünü Prometheus’a yardımcı olmak için kullanmaya karar verir. Tanrılar, Chiron’un ölmesine izin verirler. Tabii, ölümsüzlüğünü salıverdiğinde Chiron gerçekten ölümsüz olur. En derin yaranız, en büyük armağanınız haline gelir. Ve o armağan, o özel yetenek acıdan da, yaşadığınız hikâyeden de çok daha büyüktür. Ve efsanenin bu kısmı da yıllardır yaşadığımız arınma-salıverme dalgalarını anlatıyor. Tutunduklarımızı bırakmak, kancaları takıldığı yerden çıkarmak, “biz” zannettiğimiz yanılgıları dönüştürmek ve gerçek benliğine yükselmek…

Chiron’un yörüngesi ilginçtir. En fazla zamanı Zodyak’ın en sonunda ve en başında yani Balık’ta ve Koç’ta geçirir. Diyebilirsiniz ki, bunlar yaraların en büyük olduğu alanlardır: Kolektif ve Bireysel Bilinçaltı.

Chiron arketipine baktığımızda 3 ifade görürüz:

Yaralı Şifacı: Neyin acı verdiğini bilmezseniz onu şifalandıramazsınız. İlk aşama acının kökenini, yarayı tanımaktır.

Şaman: Yaramızı kucakladığımız ve şifalandırdığımız aşamadır. Baktığınızda hepimizin farkında olduğu ve olmadığı parçaları var. İnkâr ettiği parçaları var. Acı, kendimizi bir bütün olarak kabul etmememizden kaynaklanır. Gerçekten kendimiz olduğumuz zaman sevilemeyeceğimize dair bir inanç vardır. O yüzden, kendimizi parçalara bölüp saklarız. Oysa, tüm parçalar bir şey söylemektedir ve en derinlerde biz de bütünleşmek isteriz. Tam ve bütün olmadıkça, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmedikçe potansiyelimizin tamamını yaşayamayız.

Simyacı: Chiron’un en yüksek ifadesidir. Tüm kısıtlamaların ötesine yükseldiğimiz aşamadır. Yaralar tanınmış, kusurlu mükemmellik kabul edilmiş, böylece acıya son verilmiş ve hepsi bir araya gelerek en büyük armağana dönüşmüştür.

Chiron, Uranüs ve Satürn arasındadır, Satürn en son görünen gezegendir, Uranüs ilk görünmeyen. Satürn, halkalarıyla sınırları temsil eder, Uranüs ise çıplak gözle göremediğiniz gezegen olarak toplum kısıtlamalarından özgürlüğü sembolize eder. Biri fiziksel dünya, sorumluluklar ve fiziksel yaratımla ilgilidir, diğeri ise derin uzay, sınırsız düşünce gücü, fikirler ve metafizik dünyayla, hatta çekim gücü yasasıyla. Chiron, bu ikisinin arasında köprü görevi yapar. Özünde, Chiron insani tarafınızla, ruhani tarafınız arasındaki hizalanmayı ve barışı temsil eder.

Koç, “Ben” dir. “Ben de varım” der. Zodyak’ın ilk burcu. Her şeyin başlangıç noktası. Koç, hayata “evet!” demektir. Koç, Chiron’un en önemli geçişidir ve en uzun süreni.

Bir düşünün, en derin yaranız artık yok. Sanki tam değilmiş, bütün değilmişsiniz hissi artık yok. Layık olmadığınızı söyleyen ses susmuş. Tanımaya bile ürktüğünüz o yetersizlik hissi kaybolmuş. Nasıl olurdu? Acaba neler yapardınız? İşte bu önemli geçişte elimizdeki fırsat da budur.

Hepimiz bu dünyaya bir sebepten dolayı geldik. Koç istisnasız her insanın kendine özgü bir misyonu, varoluş amacı olduğunu bilir. Koç, hikâyenin başladığı yerdir. Kendimiz olma dürtüsünün yaşadığı yer. Koç kendini yaşayarak ifade etmenin burcudur. Aynı zamanda özgünlüğümüzü ifade edebilmek için sınırları da belirlediğimiz, bireyselliğimizi ve doğuşumuzu kutladığımız alandır burası. Hepimizin doğum haritasında Koç ve Chiron var. Ve hepimiz bir temel yaraya sahibiz, o yara her ne kadar bir yanılsama olsa da. Chiron’un bulunduğu nokta yaralı, yetersiz, utanç dolu hissettiğimiz parçalarımızı işaret eder.

Chiron symbolKoç’taki Chiron ise en büyük yaradır: Varolmaya hakkımızın olmadığına inanç. Doğduğumuz andan itibaren “iyi çocuk” olmaya şartlanırız ve bunun için de içimizdeki gerçek benliği bastırmamız öğretilir. İçimizdekinin ne olduğunu bilmeyiz, bir başkası olmazsak yaşamamalıyız gibi hissederiz. Burada yetişkinlerin varsayımı çocuğu “düzeltmektir”. Elbette çocuk hayatındaki yetişkinlerden bir sürü çok önemli ve olumlu şey öğrenir, en temel davranış kurallarından, bedenini nasıl temiz tutacağına kadar… Sayısız değerli bilgi ilk yıllarda çocuğa akar ancak o bilgilerin arasına karışmış sinsi bir zorlama da vardır: Hiç de fark edilmeden yapılan, “kendin gibi olma, benim dediğim gibi ol” telkini hepimizi kendimizden uzaklaştırır. Çünkü içimizdekinin dışarıdan talep edilen kişilikten farklı olduğuna inanırız. Kalıplar, şartlanmalar ve iç sansürle yaşamaya başlarız. Bir boşluk hissi oluşur. Gerçek benliğimizi ifade edemediğimiz, parçalarımızı görmezden gelmeyi öğrendiğimiz için de mutluluğa ulaşmak için türlü stratejiler geliştiririz. Kimi kendini dış kriterlere göre ispat etmeye adar, kimi kendini diğer insanlardan kopuk hissedebilir, bazılarımız diğer insanları kopyalayarak onaylanmak ister, kimi sevilmek için türlü türlü özverilerde bulunur, bazılarımız ise dış dünyadan saklanmak ister ya da kendini çeşitli bağımlılıklarla uyuşturur (alışverişten, yemeğe, bilgisayar oyunundan, sosyal medya takibine kadar).

Koç’taki Chiron, işte bu kimlik, kişilik, kendi gibi olamama yarasına odaklanır. Hepimiz bunun bir çeşidini yaşıyoruz. En temel yaramız kendimizi reddetmemizdir.

Önümüzdeki yıllarda varoluş hakkımızı ilan etmemiz, kendimizi kabul etmemiz, kendi sınırlarımızı çizmemiz için büyük bir özlem ve tutku hissedeceğiz. Özgün benliğimize uymayan her şey çözülüp dağılmaya başlarken, kendi kendimizi yeniden keşfetme yolunda ilerleyeceğiz.

2026 yılında Chiron’un Koç’taki işi bittiğinde gerçek benliğinizi sadece keşfetmemiş aynı zamanda hayatımızda bedenlenmesine izin vermiş ve eski hikayeleri çoktan arkada bırakıp ilerlemiş olmanız mümkündür.

Koç’taki Chiron der ki;

“Buraya gelişinizin bir sebebi var. Sadece burada VAR olmanız bile OLma hakkınızın kanıtıdır. Milyarlarca genetik olasılıktan, sadece siz başardınız ve işte buradasınız. İlahi olanının türünün tek örneği ifadesisiniz. Başka kimsede olmayan özgün yetenekleriniz, bakış açınız ve karakterinizle yaşayarak katkıda bulunmaya geldiniz. Düşündüğünüzden çok daha fazlasısınız.”

Gerçek benliğinizin sizden doğru ışıldamasına izin verdiğinizde artık acı kalmamıştır. Yara yoktur. Dağılmış, saçılmış parçalarınız toplanıp gerçekte olan kusursuz sizi yansıtır ve buna da kendini gerçekleştirmek denir.

Fakat o parçaları bir araya getirmelisiniz. Evet, utandığınız, bastırdığınız o parçaları bile. Onlar hikayenizin bir bölümüdür, sizi tanımlamazlar, sadece katkıda bulunurlar. Ve onların da olmasına izin vererek, kendinizin varolmasına da izin vermiş olursunuz.

İşte böylece varoluşunuzun yüksek anlamının kilidini açacak anahtarı da bulursunuz. Chiron’un sembolü anahtardır. Ve o anahtar içinizde, kendinizi reddetmediğinizde birdenbire hep durduğu ama hiç de fark etmediğiniz yerde parlamaya başlayacak.

Sizin burada olmaya, kendiniz olarak yaşamaya ve yaratmaya hakkınız var!

©Mor Alev 2019


Bu dönemde ruhunuzun potansiyelini bütünüyle anlamak, hayata nasıl geçirebileceğinizi öğrenmek, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

2019’da YENİ! En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın veya moralev@outlook.com adresine yazın.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

14 replies »

  1. Kusurlu mükemmellik 🤗 artık mızmızlanmayı bırakıp harekete geçme zamanıdır.. Bu yazı sanki eksik bir parçamı tamamlamış gibi oldu diyecektim ki,imge olarak puzzel kullandığını farkettim!Senin övülmeye ihtiyacın yok ama varlığına minnettarım 🌷💖🙏

    Liked by 3 people

  2. Bu yazının enerjisine uygun şarkıları armağan ediyorum kabul eden herkese. 🙏🏻

    EXO – Trauma
    Demi Lovato – What to do
    Miley Cyrus – The Climb

    Teşekkür ediyorum sevgili Mor Alev. 💜

    Liked by 5 people

  3. Çok ağladım. Nasıl yapacağım?. Parçalarımı nasıl toplayacağım? Çok yorgunum…

    Beğen

    • Sevgili Yasemin, gözyaşlarınızı silin. Sevildiğiniz gerçeğine odaklanın. Son iki haftada yayınlamış olduğum diğer yazılar da yardımcı olacaktır. Sevgiler

      Beğen

  4. ALLAH’ın İZNİYLE İNŞALLAH HER ŞEY GÜZEL OL’acak. Biz aciz kulları İYİ DÜŞÜN’mek GÖREV’imiz.

    Beğen

      • Gücümüz O’nun bize izin verdiği kadar ve biz farkındalığımızı arttırıp O’ndan gelen her şeyi kabul edene kadar.

        “Akıllı kimse, nefsini (ego) hesaba çeken, ölüm-ötesi (Bir anlamda Chiron biziz. Ölümlü bir bedende yaşayan ölümsüz ruhlar…) hayata hazırlanmaya çalışan kişidir. Âciz kimse ise, nefsinin heva ve hevesinin peşine takılan ölüm ötesi için hiçbir hazırlık yapmayan), sadece kendi kuruntularıyla Allah’tan -hak etmediği- şeyler bekleyen kişidir.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 7036)

        Bu hadisten de açıkça anlaşılacağı gibi, konumuzla ilgili âcizlik kavramı, güçsüzlük, zayıflık anlamında değildir. Çünkü, “Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez.”(Bakara, 2/285) mealindeki ayette, güçsüzlüğün bir suç olmadığı, bilakis, güçlü bir mazeret olduğu ifade edilmektedir.

        Beğen

  5. Ben Mor Alev Enerjisini bi türlü kullanamıyorum. Başaramiyorum. Ne gözümde rengi,ne meşaleyi tutabiliyorum malesef…Bu gün anladımki Mor alevin dönüştürücu gücü de genişlemiş olabilir.Okuduğum, gözümde n ve zihnimden içeri giren bu sözcüklerle içim dönüşüyor, baktığım yer dönüşüyor.Sevgili Mor alevim böyle geldin bu gün. Hoşgeldin 🙂

    Liked by 1 kişi