Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

İlkbahar Ekinoksunun Kurduğu Köprü Yeni Hayatımıza Uzanıyor – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

Sevgili Dostlar, bildiğiniz gibi ekinokslar gündüz ve gecenin eşit olduğu günlerdir. Yılda iki defa tam dengeye çağrılırız. Dünyanın Güneş etrafındaki yolculuğunda bulunduğu konum dolayısıyla o günlerde sanki bir şeyler durur, gidişatın yönü yeniden kontrol edilir ve dengeyle devam eder. Süregelen döngüde önemli bir mihenk taşındayızdır. Aralık’tan beri uzamakta olan günler, en sonunda bizi kırılma noktasına getirmiştir. Doğal olarak Kuzey Yarıkürede yaşayan bizler için Mart ayındaki ekinoks umut zamanıdır, heyecan ve dilekler kalbimizden dışarıya taşar, beklentimiz büyüktür çünkü bahar resmen başlar!

İlkbahar Ekinoksu ve Zodyak’ın ilk Derecesi

Ekinokslar her zaman Güneş Koç burcunun ilk derecesindeyken gerçekleşir. İlginçtir ki, her seferinde bu denge ve kırılma noktasının enerjisiyle aktive olan Sabian sembolü, kolektif bilinçten doğan bireysel bilinci anlatır.

“Bir kadın denizden yükselir, onu bir fok kucaklamaktadır” Deniz, kolektif bilincimizdir, ondan yükselen kadın ise bireysel bilincimiz. Biraz kırılgandır, aynı baharda topraktan dışarıya başını uzatan filizler gibi. Henüz eski tam olarak bitmemiştir, toprak, gübre ve kıştan kalan soğuklar filize her şeyin çok yeni olduğunu hatırlatır. Ama onun kökleri daha filiz görünmezken güçlenmiştir. Yani kırılganlık görüntüdedir. Fok ise denizden evrimleşen ve yine denize dönen bir memelidir. Yeni doğan kadını da kucaklar. Hepimiz sonunda kolektif bilince geri döneceğiz. Daha net bir şekilde açıklarsam bu sembol şunu anlatır:

Yeni anlayışlar, yeni farkındalıklar aydınlığa çıkıyor. İçinizde ya da çevrenizde yükselen, oluşan ne ise, onun kabul edilmesi, sevgiyle içeriye alınması ve ona iyi bakılması gerekiyor. Eski, tanıdık şekillerde var olmak ya da ilişki kurmak alışkanlığına düşmemelisiniz, çünkü artık üzerinize iki beden küçük gelen davranış şekilleri yeni fırsatları boğabilir.

Cesaret! Bu yeni başlangıcı kucaklayın ve gelmekte olan değişimin gözlerinin içine korkusuzca bakın. Rahatlama ve kurtuluşu hiç beklenmedik yerlerde bulabilirsiniz ve öyle ya da böyle, hayatınızda gereken değişimi yapacak tüm güce zaten sahip olduğunuzu göreceksiniz. Kendi sesinizi bulacaksınız ve kendi ayaklarınız üzerinde duracaksınız. Geçmişi bırakın, yeni yaşamınıza ve sevgiye doğun.

Evet, her sene Zodyak’ın ilk derecesinde güneş bu sembolde ışıldarken, biz de resmi olarak bahara gireriz. Kış boyu kalbimizde, hayatımızda köklendirdiğimiz yeniler artık filiz vermeye hazırdır.

Affetmeyi kışın enerji girdabında bıraktık

Arkadaşlar, ilginç bir kış yaşadık, daha önce yaşadıklarımıza hiç benzemeyen bir enerji girdabının/fırtınasının/tünelinin içinden geçtik. Şimdi yılın üçüncü ayının ortalarındayken olanlar zihnimde daha da berraklaşıyor. Ekim-Kasım-Aralık aylarının değişim girdabı mucizevi şekilde etkindi. O kadar çok şeyi arkada bıraktık ki, bence henüz idrak bile edemiyoruz. Bunları yaşadıkça anlayacağız.

Öncelikle affetme ve bağışlama ihtiyacını arkamızda bıraktık. Bunu çok net bir şekilde Baş Melek Michael Aralık 2016’da bir seansımda ilan etti. Benim ilk düşüncem ise “iyi ama 3,5 yıldır affedin, bağışlayın diye yazıyorum, bunları nasıl geri alacağım!” oldu. O da sakince “artık bunu yazmana gerek yok, çünkü bitti” dedi. Biraz komik bir durum oldu anlayacağınız. Biz her şey aynı devam edecek sanıyoruz ama değişiyoruz. Michael’a göre biz affetme sürecinde takılmış plak gibi olduk. Sürekli kendimizi ve diğerlerini affetmeye çalışıyoruz, affettik sanıyoruz, sonra bir olay bize eskiyi hatırlatıyor ve “affettim sanıyordum, meğer affetmemişim” diyoruz. Oysa hata yok, pişmanlık yok. O yüzden affedilecek bir şey de yok.

İnsanın içindeki Yaratan Işığını o anda göremesek bile, öfkemize, yasımıza ve durumla ilgili tüm diğer duygularımıza teşekkür etmeli, verilen mesajı ve dersleri yanımıza almalı ve yola devam etmeliyiz. Bu kadar. Biliyorum, bu konuda bana yazacaksınız, “şunu da mı affetmeyelim, şöyle zalimlikler var, böyle kötü olaylar var, vs..” Size söyleyebileceğim tek şey, bu yöntemi, zihin yapısını üç aydır uyguluyorum ve inanılmaz rahatlatıcı. Bir şeyleri denemeden buraya pek yazmadığımı da biliyorsunuz.

2016 sonuna dair yeni uyanışlar, yeni anlayışlar kelimelere dökülebilecek kadar olgunlaşınca yine bu konuya geri döneceğiz.

Enerji girdabından sonra Yeni Enerji Spektrumu

Bunun yanı sıra hakkında iki defa yazmış olduğum Yeni Enerji Spektrumu ile de oldukça fazla içli dışlı oldum. Ocak ortasında başlayan ışık akımı ile fazlaca güncelleme ve “durdur-yeniden başlat-arındır-yeniden güncelle” olarak anlatabileceğim durumlar yaşadım. Benzerini sizler de yaşamışsınızdır sanırım. Bir her şey doludizgin hızla gidiyor, bir tamamen duruyor, sonra yine hızlanıyor. Bu sefer zihinsel, ruhsal ve bedensel değişimimizi fark etmemenin imkânı olmadığına inanıyorum. Bu yeni enerji şimdiye dek yaşananların en güçlüsü ama henüz buzdağının ufacık bir ucunu görmüş olduğumuza da inanıyorum.

Bu en güçlü Galaktik enerjinin geleceğinden hiç haberim olmadan galaksiler, Galaktik ve Süper Galaktik Merkez ve Büyük Çekici hakkında bilgiler vererek yazmaya başlamış olmamı da çok ilginç buluyorum. Kendi çalışmalarımda deneyimlediğim şey de öyle bir durum: O birlikte çalışmaya çok alışmış olduğumuz, iyi tanıdığımız melekler ve yükselmiş ustalar, kenara çekiliyorlar ve yumuşakça bizleri Galaktik/Evrensel enerjiyle ve Galaktik/Evrensel varlıklarla çalışmaya yönlendiriyorlar. Her zaman oradalar ama sanırım yapmaya çalıştıkları şey, bu evrende sayısız çoklukta bulunan kendine bilinçli olarak sevgiyi temel almış diğer medeniyetlere açılmamızı sağlamak. Böylece uzay boşluğunun içinde bir topun üzerinde yapayalnız yaşayan canlılar değil, kökenleri bazen yüzbinlerce, milyonlarca ışık yılı uzaktaki galaksilerden gelen Yıldız Tohumları olduğumuzu bize hatırlatmak ve kendi evrenselliğimizi içimizde bulmamıza yardımcı olmak.

Elbette, bu 3 boyutlu dünyada dışarıya bakınca buna neredeyse acı acı gülmek istiyor küçük benliğimiz, daha yeryüzünde uydurmuş olduğumuz sınırın ötesinde yaşayan ve aynı bize benzeyenleri bile olduğu gibi kabul edemediğimizi, yaşadığımız şehirlerde bile semtine, inancına, banka hesabına göre insanları ayırdığımızı düşünürsek, BİR olmak yolunda alacağımız yol devasa görünüyor. Ama bunu hızla başaracağız. Bu ekinoksta olduğu gibi yoğun enerji girişleri de buna yardım ediyor.

Biri bitmiş diğeri yeni başlamış olan iki çok önemli enerji akımından bahsediyorum, çünkü bu ekinoksun getirdikleri onlarla yakından bağlantılı. Aşağıda bu bağlantıyı beraber kuracağız.

Bu ekinoksun hikâyesi aslında kış gündönümünde yazıldı

Kış Gündönümü içinden geçmiş olduğumuz enerji girdabına birkaç kat daha enerji pompaladı, girdabın ivmesi iyiden iyiye hızlandı. Yeni yılın ikinci haftasında ise hep berber durduk, kar yağdı, sessizleştik ve hareketlerimiz kısıtlanırken ister istemez içimize döndük. Kış gündönümünün pompaladığı enerji, Kutsal Erkek (Eril) enerjiydi. Kutsal Erkek sever, yaşatır, korur ve adildir. Kutsal Erkek arketipine baktığımızda kralı, aşığı, bilgeyi, sanatçıyı ve savaşçıyı bir arada görürüz. 21 Aralık’tan beri Kutsal Erkek Enerji adım adım yükseliyor, yayılıyor, akıyor, içimize yerleşiyor. Öte yandan ezilmiş, kendini eksik ve kirli gören, sadece bundan dolayı kendine ve diğer kadınlara eziyet eden değil, Kutsal Kadın (Dişi) enerji de yükselmeye devam ediyor.

Güneş, eril enerjidir ama aynı zamanda kalptir, aktif yang enerji, yaşam gücü, Atman’dır. Kış gündönümün ertesi günü güneş, saniye saniye, dakika dakika daha çok aydınlatmaya başladı dünyayı.

20 Mart’ta Kutsal Erkek ve Kadın en sonunda içimizde dengeleniyor, dengelenmekle kalmıyor, içimizde geri dönüşü olmayan, yok edilemez çekirdek parçamızı yeniden bir araya getiriyor. Bu ufacık denge, bu yeni oluşum bizler için çok önemli. Yaşam çiçeğini düşünün. Bir hücrenin iki hücre haline gelişini düşünün. Bu denge sayesinde içimizde kimilerinde henüz mikroskobik boyutlarda da olsa mükemmel dengede bir insan prototipi oluşuyor. Yani yukarıda bahsettiğimiz yeniden doğuş içimizde, henüz gözle görülemeyecek kadar ufak belki ama orada ve hayatta! O mükemmel denge de biraz kırılgan olabilir şimdilik ama çok çabuk büyüyüp gelişecek, bundan emin olabilirsiniz.

Bu çok özlediğimiz yeni gelişimi yıllardır sürdürmekte olduğumuz arınmalara, 2016’nın son enerji girdabına ve yeni enerji spektrumuna borçluyuz. Sadece yeni bir benlik yaratmıyoruz, aynı zamanda yeni bir çevre de yaratıyoruz. Bundan birkaç sene sonra bile gelişimimizin hızıyla hayrete düşeceğimize, “2016-2017’de nelerle uğraşıyormuşuz?” diyeceğimize yürekten inanıyorum. Evet, oldukça iyimserim. Bu yeni “Yeni Enerji Spektrumu” beni iyimser yaptı. Hissediyorum ve adım adım ilerlediğimizi görüyorum, hem de bütün dünyada. Çevremizdeki sirk ve karnaval gösterisi devam ederken, bizler gerçeği hologramdan ayırmaya başladık. Hologramda hepimiz çok iyi birer trapez ustası olma yolunda bayağı ilerledik. Korkular tek tek yok oluyor.

Galaktik Merkezin gücü geleceğimize köprü kuruyor

Bu ekinoks göklerde ilginç ve çok kuvveti bir birleşmeyle gerçekleşiyor. Satürn ve Ay (Kutsal Dişi) Galaktik Merkezde. Bugün bu merkezden bize akan enerjiye, bu ikili eşlik ediyor. Sabian sembolü “Şahane bir doğal ortam yaratan akarsuyun üzerinde antik çağlardan kalma güzel köprü hala daha kullanılıyor” Bu sembolde eski aynı zamanda yeni olandır, çünkü hala daha işe yarıyor ve bizi gitmemiz gereken yere götürüyor, sadece götürmekle kalmıyor bir de bize tabiatın güzel manzarasını sunuyor. Bu köprü antik ama güçlü, sağlam, güvenilir. Bundan binlerce yıl önceye dönsek ve sonra da günümüze baksak, en temel değerlerimizi düşünsek, aslında gerçek olanın değişmediğini görüyoruz. Adil olmak, sevmek, yaşamak ve yaşatmak… Bunlar ve bunun gibi birkaç değer sadece dünyevi değil, evrensel değerler.

Galaktik Merkezden bu değerler tekrar, Satürn sayesinde fiziksel, ay sayesinde ruhsal ve duygusal gerçekliğimize akarken, çok çabuk yeni “eski” gerçekliğimiz haline gelebilirler. Galaktik Merkez, bize yaşamın akışını, onunla birlikte doğal ortamımızda bir çiçek, bir ağaç olabileceğimizi ve bu arada diğer yakada bulunanlara da ulaşabileceğimizi anlatıyor. Bu köprü erkek ile kadın arasında, bu köprü yeni ile eski, biz ve onlar, zıtlıklar arasında.

Özetlersek

Sevgili Dostlar, bir zamanlar bu üç boyutlu deneye katılmadan önce içimizdeki kutsal kadın ve erkek dengeliydi, ayrı değil, bütünü oluşturan bir karışımdı. Yaşamımız hep “şimdi”deydi ve akarsuyumuz hep berrakça ve ufak çalkantılarla akarken bizler de henüz yaratıcı benliğimizi unutmamıştık. Tam olarak neden üçboyutlu zıtlıklar yaşamını denemeye karar verdiğimizi bilmiyorum, belki canımız sıkıldı, belki “acaba içimize engeller yerleştirsek, hala daha yaratabilir miyiz?” dedik. Hepimiz aslen maceracı, kâşif  ve korkusuz ruhlarız, buna şüphe yok. Ve bu deneye katıldık.

Şimdi orijinal benliğimizi hatırlama ve onu yeniden uyandırma yolunda ilerlerken, bu ekinoksla çalışmalarımızın filizlerini görmeye başlayacağımız, içimizde hep bulunan ama unuttuğumuz mükemmel dengedeki çekirdeğimizi besleyebileceğimiz bir zamana giriyoruz. Bu bahar bence coşkulu, hareketli ve uyanışlarla dolu geçecek.

Antik köprü bizi yeni geleceğimize taşırken, çevremizde elle tutulur değişiklikler görmeye devam edeceğiz. Ezilmiş, kırılmış, güvensiz ve korkak erkekliğimizi ve kadınlığımızı şefkatle şifalandırmaya devam ederken içimizdeki dengeyi her geçen gün daha da fazla hissedeceğiz. Çünkü artık affetmeye ve bağışlanmaya ihtiyaç yok, çünkü hiç hata yoktu, suç yoktu. Sadece deneyimler vardı ve onlar da hologramın bir parçasıydı. Konsey’in geçen gün söylediklerinden alıntılarsam:

“Yani sizin kelimelerinizle “hatalar yapmakta” oldukça özgürsünüz. Ancak hiç hata yapmadığınızı da söylemeliyiz. Sadece repertuarınızdan elemek isteyebileceğiniz deneyimleriniz var. Eğer bu gibi deneyimler olmadan yaşamayı bilseydiniz, daha büyük benliğinizin de sizi bu maceraya gönderme ihtiyacı olmazdı.”

“…Kendi amacınızla uyumluysanız, en iyi kararı vereceksiniz. Eğer değilseniz, öğreneceksiniz, bundan dolayıdır ki “yanlış” kararınız sizin için en iyisi olacaktır. İşte buna siz “Hayat Okulu” diyorsunuz.”

Artık geçmişe değil, önümüze bakarak köprüden geçme zamanı. Hepinize dengede, sağlıklı ve mutlu bir ekinoks diliyorum.

©Mor Alev 2017

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

9 replies »

  1. Sevgili Mor Alev,
    Sanırım bu konuları senin kadar (ya evet kıyaslama yapmak istemiyorum ama kendimi tutamıyorum:)) net berrak derin ama bir o kadar da anlaşılır anlatan çok az… Belki de o yüzden kitlelere ulaşılmasını sağlamamız lazım bu sadelikle…
    ‘Hata yok’ bilgisine hazırız ki alıyoruz bu bilgiyi, ancak her bilgi kendisini taşıyacak bilinç kapasitesine gelene verilmeli, işte bunu fark edince de yeniden anlıyorum neden kitlelere ulaşmıyor bazı şeyler, olması gereken olması gerektiği kadarıyla ve şekliyle oluyor. Doğru bilgi ona hazır olmayana ağır geleceği için…
    Bu arada paralel şeyler için güzel bir kitap, Aeden, okumayan arkadaşlarıma öneririm. Her ne kadar ‘insansılar’a karşı, yani içimizde BIZden olan BIRden olan diğer kabul edemediğimiz vahşi yansımalarımıza karşı ‘yok oluş’ yaklaşımı taşısa da, bazı gerçekler için hatırlamak için güzel bir emek olmuş.
    Oysa aramızdaki ‘en kötü’ bile, bu bedenlenişinde ‘en vahşi’ rolü almış, insanlara ınsanlığa en büyük zulmu yapmış birisinin bile yok olmayacağını, sadece anlayana kadar aynı dögüde bedenleneceğini düşünüyorum, hissediyorum, biliyorum…

    Siz neler düşünüyorsunuz bu konuda? ne hissediyorsunuz?

    Yazılar kadar yorumlara da bayılan arkadaşınız, Bilge:)

    Liked by 1 kişi

    • Sevgili Bilge, ben bizim kelimelerimizle “kötü” olanın bile bir hizmeti olduğuna inanıyorum, yoksa içimizdeki bastırılmış ayrımcılığı nasıl ortaya çıkarırdık? Bu “kötü” rolü yapan bazı ruhlar 3D döngülerine devam edebilirler ya da uyanış yaşayıp seçtikleri davranışları değiştirebilirler. Herkesin eksiksiz ışığı seçme şansı ve özgürlüğü bulunuyor. Hiç olmayacak sandığınız insanlar bile yavaş yavaş ışığa dönebiliyor. Umarım fire vermeden bu dönüşümü tamamlarız. Sevgilerimle

      Liked by 1 kişi

    • İnsanın yapabileceği en güzel şeyin “hata” olduğunu düşünürüm. Bizler bilinçlerimizi hatalarımız sayesinde yükseltiyoruz. Hatalarımız sayesinde öğreniyoruz, gelişiyoruz… Hatta yapmaktan korkan, gelişmekten korkar diyebiliriz. Hatasıyla yüzleşmekten korkan kendinden korkar. Doğru yanlıştır oysa ki, yanlışı biliyorsa insan, doğruya varmış demektir…. Geçen akşam meditasyon sessizliğinde “her şey gerçekleşecek” fısıltısı geldi… Evet, kağıt üzerinde zaten öyle değil mi, her şey gerçekleşecek! Bu kadar basit; ama olana, gerçekleşene direnen ile direnmeyip huzur bulan arasında gidip gelecek terazi. İşte bugün terazinin eşit kaldığı, tam ortada durduğu günlerden. Gerçekleşecek olan her neyse özümüzde, bu aralar ona zihnimizle, 3d aklımızla yardım edip biraz güneşe çıkartma zamanı, karmik yükleri sakladığımız yerden çıkartıp, “hatalı” cevaplarımızı gözden geçirme zamanı… Yoksa hocanın falan bize taktığı yok, tembellik bizde 😁

      Liked by 1 kişi

  2. Merhaba sevgili Mor Alev,
    Blog yazılarını okurken bolca gülümsüyorum, bazen içime ılık ılık işleyen pozitif dalgalanmalardan bazen de ‘ah işte buymuş’ demelerimden. Geçen gün bir çalışma içinde, kırılgan bir anı’mı hatırladım, o zamana gittim. Beni kıran insana baktığımda affedecek bir şey kalmadığını gördüm, sonra başka bir kişiyle ilgili başka bir an’a gittim, sadece meraktan. Gördüğüm sadece kendi kırgınlığımdı, kişilerin kim olduğunun hiç bir önemi yoktu. Bu hayatta artık karşılaşmadığım kişilerdi, acaba karşılaşsam yine aynı hislerde olur muyum bilmiyorum, açıkçası yine de tedirginim. Ama konu o değildi, kirgınlığım sadece benim deneyimimdi, herkesten bağımsızdı. Kendimi mi bagislamaliyim diye düşündüm. Öyle bir his de yoktu, kırgınlık sadece oradaydı. Yazıyı okuyunca işte dedim sadece yaptığım hatalar ya da sadece hata diye tanımladıklarım benim yolumdu 🙏 Çok teşekkürler aracılığınıza 🙏 iyi ki duyabiliyoruz 💛

    Liked by 1 kişi

  3. Merhaba, haftada bir kaç kez uyumadan önce bir varlık gelir enerjisini
    paylaşırdı son 1-1.5 aydır gelmiyor, bende neden gelmiyor bendemi
    bir yanlış veya eksikmi var diye düşünüyordumki sizin yazınız açıklığa
    kavuşturdu. ( Melekler ve yükselmiş üstadlar kenara çekildi ) tam
    olarakda yaşadığım bu diye düşünüyorum bu iyi oldu 🙂 Sevgiyle kalın

    Beğen

    • Sevgili Murat, ben bunu yazarken birden bire artık bağlantı kuramamamız değil de daha çok, onların bizi Galaktiklere yönlendirmesi, onlarla çalışmamızı cesaretlendirmeleri gibi yazmak istemiştim. Yani gözümüzde şöyle bir durum canlandıralım: Ufak çocuklarız ve öğretmenlerimiz, alıştığımız kişiler de Melekler ve Ustalar, her gün öğretiyorlar, bizi dinliyorlar, vs… Şimdi diyorlar ki, siz artık yeterince öğrendiniz, derslere takım çalışmasıyla devam edeceğiz, bunun için başka okullardan arkadaşlarınızı davet ettik. Melekler ve ustalar sınıfı terk etmiyorlar, kenarda durup bütün gidişatı yönlendiriyorlar, diyelim ki ufak öğrencilerden biri misafir ve yaşça daha büyük, biraz daha gelişmiş öğrenciyle çalışmak istemedi ya da bir şekilde ondan korktu, o zaman araya girip olması gerekenleri anlatıyorlar, vs., vs… Bilmem açıklayabildim mi?
      Sizin özel durumunuza bakarsak, belki hala geliyorlar ve siz bir şekilde hissedemiyorsunuz, bunun pek çok açıklaması olabilir, bedensel yorgunluk, odaklanamamak, vs… Ya da sizin hissettiğiniz enerjiye artık ihtiyacınız yok, yeterince geliştiniz. Meditasyonunuzda bunu sormanız iyi olur. Cevap gelecektir. Sevgilerimle

      Beğen

  4. Şükürler olsun bu güne ulaştıran herkese. 😇Yılbaşı sonrası okadar hızlı değişiyordu ki herşey, bir yerde bir gökte gibi. Yaratım sürecim okadar hızlı oluyordu ki üst üste yığarcasına ama bi okadarda isteksizlik ve daralma hissi. Durmadım tabi, sürekli bunlardan arındım, tek yapabildiğim buydu çünkü. Deneyimlerime dayanarak hep inandım, bu zamanların sonunda hep bir aydınlanma olduğuna. Bu seferki biraz karışık ve uzun sürdü sadece. Uzadıkça endişelenmedim değil, ancak devam etmem yönünde desteklendim, sağolsunlar, sağolun 😇 Daha iki gün önce ev işleriyle uğraşırken içimin “we will arrive shortly” dediğini farkettim, hem güldüm bu iç sese hemde teşekkür ettim. Sizin şu sözleriniz tamda beni anlatıyor du: “durdur-yeniden başlat-arındır-yeniden güncelle”
    “Du”diyorum çünkü bu sabah başka uyandım. Durgun, sakin, oldu gibi… Yani dengede. Ohh ne güzel şey bu duygu. Herkese nasip olsun inşallah. Sizi seviyorum Mor Alev , Bizi seviyorum tüm Birlik. Sevgiyle “BİR” olmayı seviyorum 🤗

    Liked by 2 people

  5. Ne güzel bilgiler 🙂 çok teşekkürler MorAlev. Yaklaşık 1 aydır flashback yaşıyorum. Sürekli ben bu an’ı biliyorum, daha önceden yaşamıştım diyorum.
    Sebebi nedir ki acaba ?

    Liked by 1 kişi

    • Sevgili Nagi, zaman içinde fark bile etmeden gidip gelebiliyoruz, çizgisel zamandan çıkma aşamasında olduğumuz için bu yaşadığınız yavaş yavaş normal kabul edilmeye başlanacaktır bence. Sevgilerimle

      Liked by 1 kişi